http://www.eksisozluk.com/show.asp?t=g%c3%bcd%c3%bcml%c3%bc+anne+terli%c4%9fi
Bi bakın buraya lütfen. Hele 6 numaradaki tanım çok hoşuma gitüüü!
Bu blog, teknik bilgiler de paylaştığım, beğendiğim alıntılar da içeren, denemelerimi de yazdığım bir alan olarak düşünüldü.
Bu Blogda Ara
29 Temmuz 2010 Perşembe
Bu tür haberler beni pek korkutmuyor...
"Okyanuslarda korkutan gelişme
A.A 29 Temmuz 2010
Okyanuslarda korkutan gelişme
Okyanuslardaki bezin zincirinin temel önemdeki halkası olan, yeryüzündeki yaşamın devamı açısından da kilit öneme sahip olan bitkisel planktonların (fitoplankton) hızla azaldığı belirlendi."
Yukarıda okuduğumuz türden haberler beni dünyanın geleceği yönünden pek korkutmuyor açıkçası. Biz yaptığımız kötülüğü dünyaya değil insan varlığığına yapıyoruz. Dünya nasıl olsa bizden ve dengesini bozan unsurlardan kurtulup dengesini tekrar kuracak. nasıl bu kadar emin olabiliyorum. Güneş gibi bir akkor halinden çıkıp da üzerinde bu kadar canlı varlık çeşitliliğine ve inanılmaz dengesine sahip hale gelen bir ekosistem beni hiç korkutmuyor açıkçası. Ha insanoğlu korksun, ayrı dava! Ama dünya için hiç mi hiç endişelenmiyorum. Onunla barışık yaşarsak uzun yaşarız. Ters gidersek kısa yaşarız. Ama o hep yaşar.
A.A 29 Temmuz 2010
Okyanuslarda korkutan gelişme
Okyanuslardaki bezin zincirinin temel önemdeki halkası olan, yeryüzündeki yaşamın devamı açısından da kilit öneme sahip olan bitkisel planktonların (fitoplankton) hızla azaldığı belirlendi."
Yukarıda okuduğumuz türden haberler beni dünyanın geleceği yönünden pek korkutmuyor açıkçası. Biz yaptığımız kötülüğü dünyaya değil insan varlığığına yapıyoruz. Dünya nasıl olsa bizden ve dengesini bozan unsurlardan kurtulup dengesini tekrar kuracak. nasıl bu kadar emin olabiliyorum. Güneş gibi bir akkor halinden çıkıp da üzerinde bu kadar canlı varlık çeşitliliğine ve inanılmaz dengesine sahip hale gelen bir ekosistem beni hiç korkutmuyor açıkçası. Ha insanoğlu korksun, ayrı dava! Ama dünya için hiç mi hiç endişelenmiyorum. Onunla barışık yaşarsak uzun yaşarız. Ters gidersek kısa yaşarız. Ama o hep yaşar.
28 Temmuz 2010 Çarşamba
Beyin Bedava! :-) Adam sıyırmış resmen sınavı vericem derken.
http://www.eksisozluk.com/show.asp?t=beyin+bedava
savaşsaydık türk ordusnu kolayca yenerdik.
http://www.eksisozluk.com/show.asp?t=sava%C5%9Fsayd%C4%B1k+t%C3%BCrk+ordusunu+kolayca+yenerdik
22 Haziran 2010 Salı
İNÖNÜ'DEN OĞLUNA - "O parayı asla bulamayız"
İNÖNÜ'DEN OĞLUNA
"O parayı asla bulamayız"
Bazı cumhurbaşkanlarının yaşadığı para sıkıntısına bir örnek yazalım.
Tarih: 6 Aralık 1946 Cuma...
Cumhurbaşkanı İsmet İnönü, Amerika'da okuyan oğlu Erdal'a mektup yazıyor ("Baba İnönü'den Ömer İnönü'ye mektuplar", Bilgi, 2006). Erdal, Amerika'da herkesin arabası olduğunu yazınca çare arıyorlar. Ama döviz el yakıcı. İsmet Paşa sıkıntıyla oturuyor ve şu mektubu yazıyor:
"Otomobil meselen hiç hatırımdan çıkmıyor. Fakat 1700-2000 dolar döviz asla bulamayız. Arkadaşların gibi bir eski otomobil bulmandan başka çaren yoktur. 'Olmaz' dediğim zaman ne kadar üzüldüğümü tasavvur edersin. Kolayca red etmediğimi bilerek müsterih olursun, sabrın artar. Kullanılır bir şey bulacaksın diye de ümitliyim."
Aynı dönemde Erdal'la birlikte Amerika'da eğitim gören abisi Ömer'den gelen 12 Ekim 1947 tarihli mektup:
"Keçi (aldıkları arabaya verdikleri isim) iyidir. 45 bin km. yol gitmiş, epeyce yol. Lastiklerini değiştirmek, motorunda ufak tefek tamirat icap etti. 150 lira aldılar, mektep taksidi, Erdal'a olan borcumu da verdikten sonra şimdi elimde bir şey kalmadı. Haldun Bey'in (Erdal ve benim adıma) yolladığı 1138 lirayı daha alamadık, yarın alırız zannediyorum.
Ah babacığım, bilseniz bu para işlerinde öyle sıkılıyorum, çok harcıyorum gibi geliyor, zaten öyle de, size yük oluyorum. En basit bir hayat tarzı bile bize nazaran büyük meblağlara baliğ oluyor. Ne yapacağımı şaşırdım. Bir türlü iki ucunu bir araya getiremiyorum."
Babanın 20 Ekim 1947'deki cevabı:
"Para için yazdıklarını anlıyorum evladım. İdareni bileceğini, bizim Amerika'da hesapsız dolar sarf edemeyeceğimizi takdir edeceğine tereddüdüm yok. Çok ve muntazam sormam, hem sizin hesabınızı hem kendi hesabımı bilmek içindir. Sizin orada, mütevazı olmakla beraber şerefiniz ile yaşamanızı temin edeceğiz. Bana hesap verirken fazla kendini üzme. Doğruyu olduğu gibi söyleyiver, şaşırma. Bütün hayatında iki ucunu bir araya getirmeye çalışacaksın. Bu, hayat mücadelesinin tepkisi kaçınılmaz bir şey. Bunu biraz da eğlenceli bir şey gibi almaya çalışmalı." - KAYNAK: WWW.CANDUNDAR.COM.TR
"O parayı asla bulamayız"
Bazı cumhurbaşkanlarının yaşadığı para sıkıntısına bir örnek yazalım.
Tarih: 6 Aralık 1946 Cuma...
Cumhurbaşkanı İsmet İnönü, Amerika'da okuyan oğlu Erdal'a mektup yazıyor ("Baba İnönü'den Ömer İnönü'ye mektuplar", Bilgi, 2006). Erdal, Amerika'da herkesin arabası olduğunu yazınca çare arıyorlar. Ama döviz el yakıcı. İsmet Paşa sıkıntıyla oturuyor ve şu mektubu yazıyor:
"Otomobil meselen hiç hatırımdan çıkmıyor. Fakat 1700-2000 dolar döviz asla bulamayız. Arkadaşların gibi bir eski otomobil bulmandan başka çaren yoktur. 'Olmaz' dediğim zaman ne kadar üzüldüğümü tasavvur edersin. Kolayca red etmediğimi bilerek müsterih olursun, sabrın artar. Kullanılır bir şey bulacaksın diye de ümitliyim."
Aynı dönemde Erdal'la birlikte Amerika'da eğitim gören abisi Ömer'den gelen 12 Ekim 1947 tarihli mektup:
"Keçi (aldıkları arabaya verdikleri isim) iyidir. 45 bin km. yol gitmiş, epeyce yol. Lastiklerini değiştirmek, motorunda ufak tefek tamirat icap etti. 150 lira aldılar, mektep taksidi, Erdal'a olan borcumu da verdikten sonra şimdi elimde bir şey kalmadı. Haldun Bey'in (Erdal ve benim adıma) yolladığı 1138 lirayı daha alamadık, yarın alırız zannediyorum.
Ah babacığım, bilseniz bu para işlerinde öyle sıkılıyorum, çok harcıyorum gibi geliyor, zaten öyle de, size yük oluyorum. En basit bir hayat tarzı bile bize nazaran büyük meblağlara baliğ oluyor. Ne yapacağımı şaşırdım. Bir türlü iki ucunu bir araya getiremiyorum."
Babanın 20 Ekim 1947'deki cevabı:
"Para için yazdıklarını anlıyorum evladım. İdareni bileceğini, bizim Amerika'da hesapsız dolar sarf edemeyeceğimizi takdir edeceğine tereddüdüm yok. Çok ve muntazam sormam, hem sizin hesabınızı hem kendi hesabımı bilmek içindir. Sizin orada, mütevazı olmakla beraber şerefiniz ile yaşamanızı temin edeceğiz. Bana hesap verirken fazla kendini üzme. Doğruyu olduğu gibi söyleyiver, şaşırma. Bütün hayatında iki ucunu bir araya getirmeye çalışacaksın. Bu, hayat mücadelesinin tepkisi kaçınılmaz bir şey. Bunu biraz da eğlenceli bir şey gibi almaya çalışmalı." - KAYNAK: WWW.CANDUNDAR.COM.TR
İstatistiksel çıkarımların hatalı yapılmasına bir örnek.
"bir uçakta bir bomba bulunmasi ihtimali milyonda birse, iki bomba birden bulunmasi ihtimali trilyonda birdir. o zaman en güvenlisi uçaga hep bir bombayla binmektir!" - kaynak:ekşi sözlük. :-)
27 Mayıs 2010 Perşembe
Atatürk'ün, memleketimizin takip etmesi lazım gelen umumi siyaset ve cihan siyaseti hakkında düşündükleri.
Atatürk'ün, memleketimizin takip etmesi lazım gelen umumi siyaset ve cihan siyaseti hakkında düşündükleri.
Atatürk'ün haatında, asıntıda kalmış dış davalarımızın halli için çalışıldığı yıllarda uzun müddet Hariciye Vekilliğini başarı ile idare etmiş olan Dayın Dr. Tevfik Rüştü Aras'a "Atatürk memleketimizin umumi siyasetine nasıl bir istikamet vermek istemiş ve vermiştir?" yolunda bir sual sorulmuştu.
Dr. Aras bu soruya şöyle cevap vermiştir:
-Bu sualin karşılığını, Atatürk'ün eserlerinde ve nutuklarında açıkça görebiliriz. Özet olarak söylemek lazım gelirse, her şeyden önce Anayasamızı ve aynı zamanda gerçekleştirdiği devrimleri hatırlamalıyız. "Yurtta sulh, cihanda sulh!" sözüyle de iç ve dış politikada güdülmesi lazım gelen yolu göstermiştir. Beni görevlendirdiği dış siyasette işaret ettiği istikati; iyi komşuluk, milletler arasında işbirliği, ve kollektif güvenli ve barış noktalarında toplayabilirim. Dünyada silahsızlanma teşebbüsleri akim kaldıkça sulhumuzun müdafaasını daima iyi hazırlanmakta görürdü. Onun ideali; yurttaşları her gün artan bir refah içinde, çağdaş medeniyete erişmek için ilerleyen, milletler ortasında, onlarla birlikte, insanlığın yükselmesine ve saadetine durmadan çalışan yeni bir Türkiye idi.
Atatürk'ün haatında, asıntıda kalmış dış davalarımızın halli için çalışıldığı yıllarda uzun müddet Hariciye Vekilliğini başarı ile idare etmiş olan Dayın Dr. Tevfik Rüştü Aras'a "Atatürk memleketimizin umumi siyasetine nasıl bir istikamet vermek istemiş ve vermiştir?" yolunda bir sual sorulmuştu.
Dr. Aras bu soruya şöyle cevap vermiştir:
-Bu sualin karşılığını, Atatürk'ün eserlerinde ve nutuklarında açıkça görebiliriz. Özet olarak söylemek lazım gelirse, her şeyden önce Anayasamızı ve aynı zamanda gerçekleştirdiği devrimleri hatırlamalıyız. "Yurtta sulh, cihanda sulh!" sözüyle de iç ve dış politikada güdülmesi lazım gelen yolu göstermiştir. Beni görevlendirdiği dış siyasette işaret ettiği istikati; iyi komşuluk, milletler arasında işbirliği, ve kollektif güvenli ve barış noktalarında toplayabilirim. Dünyada silahsızlanma teşebbüsleri akim kaldıkça sulhumuzun müdafaasını daima iyi hazırlanmakta görürdü. Onun ideali; yurttaşları her gün artan bir refah içinde, çağdaş medeniyete erişmek için ilerleyen, milletler ortasında, onlarla birlikte, insanlığın yükselmesine ve saadetine durmadan çalışan yeni bir Türkiye idi.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)